PAYLAŞ

Bu kitabı daha önce de yazmıştım. Yani Mustafa Sağlamer’den Fransız Kal Ayvalık kitabını. “Ne yazmıştım, nasıl yazmıştım?” diye zorlamalar yapmayacağım. Daha önceki blogumun başına gelenler sonucu ortadan yok olmasından ve tarihe karışmasından sonra bu kitabın da sabitfikirler.com’ da yer alması gerektiğine karar verdim!

Elbette ilk yazdığım dönemdeki kadar popüler değil artık Mahmut’un hikayesi. Belki o zamanlarda da pek popüler değildi. Ama bulup, alınıp okunacak bir hikaye olduğunu söyleyebilirim.

Fransız Kal Ayvalık

Sürprizlere, tesadüflere takılıp giden, hayatı bir kaç olayın etkisiyle altüst olan, ters giden ve aklından çıkaramadığı saplantılar sahip ve onların peşine düşen Mahmut’u hikayeleştirmiş Mustafa SAĞLAMER.

Aslında bir gazeteci olan SAĞLAMER’in ilk öyküsü bu. Hiç de ilk değilmiş gibi geliyor okumaya başlayınca. Kurgusu sağlam, anlatımı güncel, hikayesi etrafımızda dolanıyor.

Kitabın ismi de ilginç, isminin öyküsü de..

Arka kapağından alıntıyla Mustafa SAĞLAMER’ in Fransız Kal Ayvalık kitabı..

Fransız Kal Ayvalık Kitap yorumları

 

 

Arka Kapak

Nefis bir anlatım. Aslında sadece bilgi edinmek için ilk satırian okumaya başladığımda akşam saatleriydi. Başımı kaldırdığımda yarı geceyi bulmuştu. Böyle bir kalemin ucundan akan duygular alıp götürmüştü beni demek ki. Kitaplığımdaki “özel” rafta yerini alacak.
Bekir COŞKUN

Edebiyat, ikinci kez okunacak; gazetecilik ise, bir defada anlaşılacak şekilde yazma sanatıdır. Bir defada anlayacak olmanıza rağmen, tekrar tekrar okuyacağınızdan eminim bu kitabı. Çünkü, gazetecidir yazarı… Edebiyatçı mertebesine ulaşmış ender gazetecilerden, birlikte çalışmaktan onur duyduğum usta… Mustafa Sağlamer’in maceraya davetidir bu. 
Yılmaz ÖZDİL

 

Fransız Kal Ayvalık / Mustafa SAĞLAMER – Cumhuriyet Kitapları

3 YORUMLAR

  1. Doğrusu hiç şaşırmadım bu yazı ustalığına.. Sağlamer’in yazıları arada bir çıkardı Cumhuriyet’te.. Öyle nefis yazılardı ki bunlar. insan bu adam niye edebiyata yönelmiyor, niye bizi bu keyiften, kendini de bu yetenekten uzak tutuyor? diye sormadan edemezdi..
    Umarım devamı gelir de biz de hakiki bir şeyler okuruz hem bizden hem insanlıktan tatlı bir tat, bir ışık alırız.. Jan Luc Godard bir filminde ”Sanatçılar zamanımızın peygamberleridir der” Dile gelmesi insanın, yaşamın.. Sanat toplumları ve çağlarını şifalandıran en etkilii şifadır. Şifalandıran da asıl yaralıdır. Yaralı da asıl şifacıdır.
    Sevgiyle…

    • Yeşil Gürleyen dostum;

      öncelikle, iltifatınıza sonsuz teşekkürlerimi sunarım…

      “Fransız Kal Ayvalık”, yakın geçmişe kadar gelecekten umudu olan bendenizin, bir televizyon kanalında yöneticilik yaptığım sırada, geceleri evdeki odama kapanarak toparladığım bir öyküydü.
      Aralarında hakaretâmizler de vardı ama tepkilerin çoğunluğu teşvik ediciydi.

      Ne var ki ülkemizin üzerine çöken kara bulut katmanının günbegün kalınlaşması, başka konularla ilgilenmeyi lüks haline getirdi. En azından bende öyle oldu.

      Sinema zevkim de, gezilerde kapıldığım büyük coşku da, arkadaşlarla sohbet eşliğindeki meyhane lezzetleri de uçtu gitti.

      Bunları bahane kabul eder misiniz; bilmem.

      Şu kadarını söyleyeyim: Umutlar bir gün yeniden yeşerecek. O zamana kadar elim kalem tutmaya (ya da klavye kullanmaya) devam ederse, beynimin bir tarafında pusuda bekleyen yazılara devam etmeye söz veriyorum.

      Bilvesile saygılar sunarım efendim.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.