PAYLAŞ

Elimde nefis bir tarihi roman var. “Konstantinopolis Kapılarında”. Kitap Türk Ortaçağı’nı anlatan bir tarihi roman. Malazgirt Meydan Muharebesi’nin ardından beş yıl gibi kısacık bir sürede tüm Küçük Asya’yı boydan boya fethederek dönemin dünya imparatorluğu Bizans’ın başkenti Konstantinopolis’in kapılarına dayanmış özgür Türkmen boylarının sergüzeştine odaklanmış bir yapıt. Bir anlamda Anadolu’da ilk Türk devletinin kuruluşunun hikâyesi. Hikmet Temel Akarsu’nun romanı Konstantinopolis Kapılarında farklı bir dönemi sahne almış.

Konstantinopolis Kapılarında

Konstantinopolis Kapılarında Alışık Olmadığımız Bir Zamanda Geçiyor

Romanda, Büyük Selçuklu İmparatorluğundaki veraset meselelerinden dolayı kendine yeni bir yurt arayan Kutalmışoğlu Süleyman Şah önderliğindeki seleflerimizin; yani Anadolu’yu yurt edinmiş ilk Türkmen boylarının çarpıcı ve adanmışlık dolu serüvenleri, bugüne kadar Türk edebiyatında benzerine pek rastlanmamış bir teknikle anlatılıyor.

Naif, tutkulu ve gözüpek bahadırlar, Nikaa’nın alınması ve Anadolu Selçuklu Devleti’nin kurulabilmesinin önündeki engelleri ortadan kaldırabilmek için tehlike ve entrika dolu Konstantinopolis dehlizlerine korkusuzca atılıyorlar. Konstantinopolis’te bin bir çekişme arasında, ülkeleri ve sevdikleri için fedakâr ve feragatli bir çaba içindeyken tıpkı şövalye romanlarında olduğu gibi bizleri heyecandan heyecana sürüklüyorlar.

Fakat bizim bahadırlarımız, şövalyeler gibi krallar, soylular, ruhbanlar ve varsıllar için değil; özgürlük, kardeşlik ve paylaşma uğruna; kısacası halkları uğruna yaşamlarını tehlikelere atıyorlar…

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.